2021’de Yükselecek Çalışma Trendleri Neler Olacak?

Esnek ekonominin yükselişi, geleceğin yalnızca başlangıcıdır. Önümüzdeki beş yıl içinde işin doğasını yeniden şekillendirecek olan birkaç trend arasında en dikkat çekici eğilim bu. Aslında, teknoloji, bağlantı ve hem işverenlerin hem de çalışanların beklentilerindeki değişimler, serbest ekonominin kendi başına yapabileceğinden daha büyük değişiklikler getirme yolunda ilerliyor.

2021'e Kadar Çalışma Şeklimizi Değiştirecek Dört Trend

1) İkinci seviye şehirlerin yükselişi ve serbest çalışma

20 yy. büyük ve kozmopolit şehirlerde patlama yaşadı. En iyi işler ve en iyi yetenekler "birinci sınıf" şehir merkezlerinde yoğunlaşmıştı ve iyi bir işte çalışmak istiyen biri, o yerlerden birine taşınmak zorundaydı. Son yıllarda bu durum değişmeye başaldı. Büyük şehir merkezleri, fırsat depolarını büyük ölçüde tüketti. Ayrıca bu şehirlerde geçim maliyeti maaşları geride bırakmaya ve kiralar enflasyondan iki kat daha hızlı artmaya başladı. Bu durumun sonucunda da yaşam koşulları zorlaşmaya ve satın alma gücü azalmaya başladı. Tüm bu sorunlar, ikinci seviye şehirlerin son yıllarda hızla büyümesini sağladı. Çünkü bu şehirlerde yaşamak ve iş yapmak çok daha ucuz. Ayrıca teknoloji, insanların büyük merkezler dışındaki yerlerde yaşamalarını ve başka türlü erişemeyecekleri işlere yine de erişebilmelerini çok daha kolay hale getirdi.

Dropbox, Google Hangouts, Skype ve uzak çalışan araç setindeki diğer önemli araçlar, işvereniniz veya müşterileriniz nerede olursa olsun hemen hemen her yerden üretken olmayı mümkün kılar. Teknolojinin sunduğu bu imkanlar, özellikle serbest çalışma modelinin hızla yükselişe geçmesini sağladı. Serbest çalışmanın, çalışanlara sunduğu esneklik bu çalışma modelinin benimsenmesindeki en büyük etkendir. Çalışanların işe gitmek için zaman harcamalarına gerek duymadıkları bu çalışma modelinde, çalışanlar hem işlerine hem de sosyal yaşantılarına daha fazla zaman ayırabilmektedir. Yapılan araştırmalar, iş dünyasında birçok işletmenin de daha esnek bir çalışma modelini benimsediğini göstermektedir. Sonuç olarak basit ve kullanımı kolay alternatifler varken, işgücünün önemli bir kısmının, her gün iki saatini trafikte gezinmek için harcaması kimsenin çıkarına değildir.

2) Daha fazla "Nano degree" ve "Nano job"

Farklılaştırılmış emek, karmaşık toplumların temel yapı taşıdır ve bu onu hızlandıran Sanayi Devrimi'nden çok daha öncesinde olmuştur. Ancak teknolojik değişim, daha fazla uzmanlaşmanın 21. yüzyılda da devam etmesini sağlıyor. "Daha fazla uzmanlık" gerektiren ve bu uzmanlıklara duyulan ihtiyacın artmasının nedeni, kısmen bu becerilere olan talebin her zamankinden daha hızlı değişmesidir. Artık hiç kimse hiçbir şeyde “yaşam için uzman” değildir. Çünkü sahip olunan bir becerinin, yarı ömrü azalıyor. Bu da sürekli eğitim ve yeniden eğitime olan ihtiyacın artmasına işaret ediyor. Büyük bir derece kazanmak ve sonra tek bir şirkette ömür boyu sürecek bir iş aramak yerine, çoğu akıllı çalışan artık tekrarlanabilir bir döngü izlemeyi tercih ediyor: Öğren, çalış, öğren, çalış... Bu doğrultuda bazı çevrimiçi öğrenim şirketleri, "nano dereceler" olarak adlandırılan şeyi sunuyor. Mezunlar daha sonra, bir ya da iki yıl boyunca çalıştıkları, öğrendiklerini pekiştirdikleri ve pratik beceriler kazandıkları "nano jobs" ile bu dereceleri takip ederler: Ta ki ilerleyip yeni bir şey öğrenene kadar...

Değişen iş dünyasında şirketler, ekip üyelerinin uzun süre yanlarında olmayacakları gerçeğine ve profesyonellerin şirketlerin onlara uzun süre ihtiyaç duymayacağı gerçeğine uyum sağlamaları gerektiğine giderek daha fazla adapte olmak zorunda. Son yıllarda yapılan araştırmalar, işçilerin bir işverenle ortalama kalış süresinin 4-6 yıl arasında olduğunu saptamıştır. Aslında, bu ortalama muhtemelen yanıltıcıdır, çünkü bazı çalışanlar bir firmada uzun yıllar kalırken, becerileri nispeten yüksek olan çalışanlar 4 yıldan daha az kalıyor.

3) İş arayanların seçici olması

İlerleyen yıllarda iş dünyasında, insanlar aldıkları işler konusunda sadece tazminata değil, bu pozisyonların değerlerine, yaşam tarzlarına ve mesleki gelişim hedeflerine nasıl uyduğuna göre daha seçici olacaklar. Serbest çalışanların üçte biri, serbest çalışmanın kendilerine sunduğu esnekliğin bir sonucu olarak rahat hareket edebildiklerini söylüyor. Nihayetinde, yerleşik şirketlerde çalışan bireylerin profesyonel gelişimi de sabit olmuştur; maaşları o kadar artmıyor ve çok fazla terfi almıyorlar. Dolayısıyla, insanların başka fırsatlar aramaya başlaması şaşırtıcı değil. Ve ekonomik getiriler istenenden daha az olduğunda, çalışanlar ne kadar öğrenebildikleri, daha iyi iş-yaşam dengesine sahip olup olmadıkları veya daha az parayla daha hoş bir yerde yaşayıp yaşayamaadıkları gibi diğer faktörler etrafında optimizasyona başlarlar.

Tüm bunlar, öncelik sıralamasında küçük değişiklikler gibi görünüyor, ancak çalışanlar onlarca yıldır işin içindeler ve işgücü profili ile işin doğasını değiştirme potansiyelleri çok büyüktür. Sonuç olarak ilerleyen zamanlarda, şirketlerin profesyonel büyümenin sadece gelir artışından daha fazlası olduğu fikrine alışmaları gerekecek, çünkü gelecekte iş arayanlar genel olarak daha seçici olacak.

4) Artan girişimcilik

Girişimcilik fırsatları dünya çapında giderek artmaktadır, ancak büyük bir fikre sahip olmadan ya da bir ürün yaratmadan, farklı bir anlamda girişimciye dönüşen büyüyen bir insan kesimi de var. Bunlar bir startup kurmak yerine, ya bağımsız ve serbest çalışan olarak ya da birbirleriyle ekip oluşturarak çalışıyorlar. Bu bir girişimcilik biçimi olarak görülmeyebilir, ancak serbest ekonomi genişledikçe, tam da buna benzeyecektir.

Akıllı çalışanların çoğu artık tekrarlanabilir bir döngüyü takip etmektedir: Öğrenin, çalışın, öğrenin, çalışın... 20. yüzyılda şirketlerin boyutunu büyütmek ve şirket içinde iş yapmaya devam etmek daha verimliydi, ancak bu eğilim tersine dönüyor. Geçici ekiplerle iş yapmak artık daha verimli olarak görülüyor.