Pandemiyle Beraber Ortak Çalışma Alanlarında Neler Değişti?

Dünya genelinde son yılların en kötü sürecinin yaşandığı Covid-19 salgını süreci, iş ve sosyal yaşantımızda pek çok şeyin değişmesine sebep oldu. İş dünyasında ciddi oranda maddi hasara yol açan pandemi sürecinde, tüm dünyada özellikle kalabalık ve yoğun nüfusa sahip şehirlerde ofis ve iş yaşantısının nasıl şekilleneceği merak konusu oldu. Açık ofis döneminin sonunun geldiği, görkemli plazaların cazibesini kaybettiği yönünde ortaya çıkan görüşlerin hızla yayıldığı iş dünyasında, hem çalışanlar hem de işverenler açısından pandemi sürecini en az hasarla atlatmanın yolları aranmaya başlandı.

Dünya tarihine bakıldığında, yaşanan salgınların şehir planlamacılığına ve mimariye büyük etkisinin olduğu gözlemlenebilir. Tüberküloz, veba ve kolera salgınlarının şehir ve bina tasarımlarına olan etkisi, günümüzde de Covid-19 salgını sebebiyle benzer bir farklılığa sebep oldu. Pandemi sürecinde yaşamımızın bir parçası haline gelen karantina, izolasyon ve sosyal mesafe gibi kavramlar, iş dünyasında farklı modellerin uygulanmasının gerekliliğini gösterdi. Bu doğrultuda salgın süreci yaşanırken pek çok işletme ve kamu kurumu, evden çalışma modelini benimsedi. Covid-19’un temasla bulaşması, insanların açık ofis ya da ortak çalışma alanları gibi ofis ortamlarında çalışmalarını imkansızlaştırdığı için, “home ofis” olarak adlandırılan evden çalışma modeli hem kamuda hem de özel sektörde en çok tercih edilen çalışma modeli oldu.

Şüphesiz ki Covid-19 en çok ofis dünyasını etkiledi. Sosyal mesafe kurallarına uygun olmayan ofis ortamlarında ne gibi köklü değişikliklere gidileceği ve ne tür önlemler alınacağı, pandemi sürecinin en çok merak edilen konusuydu. Daha az insan kalabalığı ve daha fazla alana olan ihtiyaç, hem özel hem de kamusal alanda ofislerin yeniden düzenlenmesi zorunluluğunu doğurdu. Özellikle genç girişimciler için son yılların trendi olan ortak çalışma alanları bu süreçte bir parça önem kaybetti. Paylaşımlı ofislerde kalabalık insan gruplarıyla temas halinde olunması ve ortak kullanım alanlarının fazlalığı, ortak çalışma alanlarını salgın açısından risk barındıran alanlar arasına soktu. Bu yüzden pandemi sonrası özellikle kalabalık grupları ağırlayan ortak çalışma alanları için bazı önlemler alındı. Maskesiz girişlerin engellendiği bu alanlarda en dikkate değer değişim, sosyal mesafe kurallarına göre ayarlanmış oturma düzeni ve kişi sayısı olmuştur. Pandemi öncesinde istenilen zamanda kullanılabilen ortak çalışma alanları, salgın sürecinin hâlâ devam ettiği bu dönemde belli bir düzene oturtuldu. Bu doğrultuda paylaşımlı ofisler aynı anda sosyal mesafeye engel olabilecek kişi sayısını sınırladı. Oturma düzeni kişiler arasında mesafe olacak şekilde ayarlandı ve ortak çalışma alanlarına programsız bir şekilde yapılacak tüm girişler engellendi. Pandemi sonrasında tüm ofislerde sağlıklı ve hijyenik bir ortamın kalıcılığının sağlanması için, ofis içi ve ofis dışı tüm alanlar sıklıkla dezenfekte edilmeye başlandı.

Covid-19 salgınını önleyebilecek mevcut bir tedavi yöntemi hâlâ bulunamadığı için, iş dünyasındaki çalışma koşulları kısıtlı olarak devam etmektedir. Sürecin bu şekilde devam etmesi durumunda ise, geçici çözümlerin uygulandığı ofis dünyasında çok daha köklü değişikliklere gidilmesi beklenmektedir. Ortak kullanımda olan alanların hastalığın yayılmasına engel olabilecek şekilde tasarlanması, ofis içinde daha çok kişisel alan ve daha fazla bölme yaratılması, geniş antreler ve geniş koridorlar gibi bina düzenlemesinde farklılıklar gerektiren değişikliklerle iş dünyası Covid-19 salgınını en az hasarla atlatmaya çalışacaktır.